23 Kasım 2011 Çarşamba

Kısa Kısa

-Yaşınız kaç olursa olsun, karşınızdaki insan kim olursa olsun size hakaret etme luksu yoktur. Hele ki gereksiz yere, haksız yere... O kadar çok psikolojisi bozuk insanlar var ki, sizi kendilerine stres topu olarak seçebilirler... İzin vermeyin. Kabullenmeyin o itamları. Ezdirmeyin kendinizi.
-Arkanı dönüp gitmen gerekir bazen... İstesen de istemesen de gitmen gerekir... Arkamda bıraktığım izlerle, arkama bakmadan gidiyorum.

-Bazen birtakım şeyleri çok iyi bilsek de, bilmiyorumu oynarız. Bazen bildiklerimizle yüzleşmek yerine, bilmek istediklerimizi yanımıza alırız. Yapmayalım! Bu sadece gereksiz zaman kaybı... Ruhunu acıtsa da gerçek, o gerçeği kabullenmek zorundasındır!

-Eleştiri ile hakaret arasında çok ince bir çizgi vardır...

-İnsan kalitesini giydiği kıyafetlerin kalitesi sanan ahmaklar... Siz satılık insanları, satın almak ne kolay!

-Terazinin bir sağ tarafı, bir sol tarafı ağır basıyor. Bir dengede durmuyor. Ne alsam ne koysam bir dengeyi yakalayamadım. Bende koyduğum herşeyi kaldırıyorum artık ve ancak boş kalınca dengeyi yakalıyorum. Eğer dengeyi yakalayamıyorsan kaldır at içindekileri! Zorlama!

Hiç yorum yok: