22 Ocak 2012 Pazar

Bir Parça İp + Bir Adet Poşet



17.01.2012 - 03:00

Bugün İstanbul uzun bir aradan sonra karı gördü. Aklandı, paklandı. Tertemiz oldu. Beyaza büründü. Bugün İstanbul gelinliğini giydi. Görücüsü çoktu. Bilhassa da çocuklardı. Eskisi kadar olmasada... Eskiden çoook eskiden kar yağdığında evde çocuk kalmazmış. Hepsi sokaklara dökülür, çılgınlar gibi kar topu savaşı yaparlarmış. Soğuğa aldırmadan... Çocukluğun verdiği o saf, masum bir arzu ile... Şimdiyse işler biraz değişti. Bazı anneler pek izin vermiyor. ''Aman çocuğum üşür, hasta olur''. Nitekim şimdiki çocuklarda pek arzulamıyor. Okul arkadaşları dışında pek de mahalleden arkadaş edinen, onunla sokakta oyun oynayan çocuk sayısı oldukça azaldı. Artık çocuklar kar topu savaşını hepimizin bildiği gibi sanal alemde oynuyor. Kar yağmasını beklemelerine de gerek yok. Arzularda sanal olduğundan o atmosfer karşılamaya yetiyor. Bu kesimin zıttı olan azınlık grubun büyük bölümü kırsal kesimlerde, köylerde... Ben onları gördüm... Onlar 5 dakikada 5 farklı oyun üretebilen çocuklar... Bilgisayarları yok, playstationları yok. Ama altın yüreklerinde kocaman bir arkadaş tanımı, yüzlerinde birdaha tadılmayacak hisleri tadabilmenin kocaman tebessümü ve arkalarında bir yığın anı bırakacak çocuklar onlar... Onlar taşı, toprağı, otu, böceği oyuncak olarak kullanırlar... Rüzgarlı havalarda bir parça ip ve bir poşet ile uçurtmasını yapıp mahalleyi talan ederek, komşularına selam bırakırlar...

17.01.2012 - 03:23

Yiğidin Yoğurt Yiyişi

Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır derler ya bende birazcık kendi yoğurt yiyişimden bahsetmek istedim.
Her yeni kitaba başladığımda, o kitabı okurken;
1-Bilmediğim sözcükleri, kitapta geçen bilmediğim bir konuyu, merak ettiğim detayları, yazarın açıklamasından tatmin olmadığım birşeyi vs bir kenara muhakkak not eder, sonrasında araştırır öğrenirim.
2-Bir diğer not ettiğim şeyler ise kitapta geçen güzel sözleri, güzel cümleleri, güzel şiirleri(kime göre bana göre) not ederim.
Okuduğum kitabın sahibi ben de olsam başkası da olsa bu not etme huyum bakidir. Yani bir kitabı bitirdiğimde benim elimde 3-10 sayfa arasında bir doküman olur. Ve son aldığım karara göre de bu dokümanlarımın 2. kısmını burada fırsat buldukça paylaşacağım. 2 adet paylaştım, görüldüğü üzre başlığa kitap adı ve yazar adını yazıyorum.

16 Ocak 2012 Pazartesi

BİZ ASLINDA NEYİZ? / HÜSEYİN TUNÇ

SABIR

Zor duygudur ama sorun çözmekte üzerine yoktur. Sabır aslında anlamsız ve boş şeyler uğruna kendimizi heba etmekten alıkoyan bir frendir.
Bazılarımız çok inatçıdır. Çok da sabırsızdır. Beklemeyin koşun, sakin olmayın hiddetlenin, hemen şimdi isteyin, susmayın, bağırın çağırın, katlanmayın, karşı koyun... Siz bilirsiniz ama bu şekilde davranmakla çoğu zaman zararlı çıkarsınız. Diyelim ki kazançlı çıktınız, neyin uğruna? Kimleri kırdınız, neleri yıktınız? Kazancınız sizde ne kadar süreyle kalacak? Ömrünüzmü artacak?
Sabır, dünyanın karanlıkları içinde hep aydınlık görebilmektir.
Derin bir ızdırap hissettiğiniz zamanlarda bile, sizi mutlu edecek nice güzelliklerin var olduğunu unutmayın. Yeryüzünde insanların bakarken bile göremediği unutulmuş nice güzellikler, başı dumanlı ve karlı yüce dağlar, kızgın güneşten parlayan çöller, ekilmeyi bekleyen ovalar, içinde balıkların oynaştığı göller var. Sabırla görülmeyi ve övülmeyi bekliyorlar.
Yüreğinizde her zaman canlı tutulmayı bekleyen bir heyecan, kalbinizde aşk, düşüncelerinizde hep bir iyilik ve güzellik özlemi vardır. Sabırla koruyun onları. Herşeye ve herkese rağmen dünya ile aranızdaki bağı, hayat ile aranızdaki sevgiyi, insanlarla aramızdaki aşkı ve dostluğu sabırla koruyun.
Sabrımızı kaybedersek, kaybeden biz oluruz, kaybeden insanlık olur. Yıllar geçer, yaşananlar ve yaşayanlar ''yaşanmamış'' ve ''yaşamamış'' olurlar. Yüreklerde burukluğu ve ızdırabı kalır.

+ İyi fikirler çoğu zaman yeni fikirler değil, doğru zamanda yeniden gündeme getirilen eski fikirlerdir. Hayata ve topluma dair bazı eski felsefeleri diriltmenin zamanı belki de gelmiş bulunuyor.

+ Karalar bağlayıp ağlamayalım. Sadece aşırı arzu ve isteklerimizi, haksız taleplerimizi durduralım. Hayatın akışını hissedelim. Hergün yeni işe koyulurken, dünün bir daha gelmemek üzere geçip gittiğini düşünelim. Bize ödünc verilen bu dünyada herşeye sahip çıkmanın beyhude olduğunu anlayalım. Dünyada ne varsa, canlı ve cansız her biri diğerini tamamlar ve süresini dolduran yerini başkalarına bırakır.

+ İsteklerini dizginlemeyen, sınır çizmeyen kimsenin yanılgı ve ızdırap denizinde boğulmaktan başka önünde seçenek yoktur.

+ İyi insan ebediyetin ve sonsuzluğun bir parçasıdır. Ey benliğim! Mademki sonsuzluğu istersin, fani şeylere olan bu şiddetli aşkın ve ölçüsüz muhabbetin nedendir? Sonsuzluğu yanlış yerlerde ve manayı, içi boş şeylerde aramaktan vazgeç!

+ Bizler aklıyla düşünen, kalbiyle hisseden, vicdanında adalet mekanizması ve merhamet hisleri olan varlıklarız. Birbirimizden sevgi, anlayış, hoşgörü, dürüstlük, adalet, güleryüz, güzel söz bekleriz. Beklediklerimizi niye başkalarına sunmayalım ki? Bu yaklaşımı özümsemek ve uygulamak hayatımızı sorgulamakla mümkündür. Hayatımızı ve kendimizi sorguladığımızda iyiyi, kötüden çirkini, güzelden hakkı, batıldan ayırabiliriz.

+ Derin ve anlamlı dünyaları keşfetmek yerine, körebe veya elimsende oyunu oynamayı tercih ederiz. Ya da çömlek patladı...
Vermek bolluğu getirir, iyi bir dünya doğar ahlakla;
Sabır güzelliği getirir, zirveye ulaşılır çabayla.
Konsantrasyon huzuru getirir ve ilimden gelir özgürlük;
Merhamet, dilediğimiz herşeyi sunar önümüze.

BİZ ASLINDA NEYİZ? / HÜSEYİN TUNÇ

15 Ocak 2012 Pazar

A.Ş.K. neyin kısaltması? / TUNA KİREMİTÇİ

+ Yaklaşmaya korkan insanlar vardır. Yaklaştıkları zaman ruhlarının görüneceğinden korkarlar.
Her zaman mesafelidir onlar. Bayrak törenlerindeki çocuklar gibi, dirsek mesafesinde dururlar hep. Çocuklarına karşı da öyledirler, eşlerine dostlarına karşıda. Alçıdan yontulmuş bir büst gibi çıkarlar karşınıza. İçlerine sızmak, aslında ne düşünüp hissettiklerini anlamak çoğu zaman mümkün değildir.Onlar mesafelere inanırlar, mesafelerin koruyucu gücüne.
Böyle insanlara bakarken, sizi yaklaşmaktan alıkoyan görünmez bir duvarla çevrili olduklarını anlarsınız. Bu duvarı ören geçmişte yaşadıklarıdır aslında. Hepimiz gibi onlarda kırılmış, örselenmiş, yenilmişlerdir.
Tanıdığınızı sanırsınız onları, oysa her fırsatta bir yabancıya dönüşüverirler.
Anladığınızı sanırsınız, oysa labirentleri ilk fırsatta sizi de çekiverir bağrına.
Sevdiğinizi sanırsınız. Oysa günün birinde anlarsınız ki sevecek kadar tanımamışsınızdır aslında.
Tanımanıza izin vermemişler.Yaralı kuşlardır onlar. Yaralarını kimseye göstermek istemezler. Zordur yaralı bir kuşla birlikte yaşamak. Sabır ve dayanma gücü ister.

+ Kış duygusu, bir tatlı yalnızlık demek. Hüzünlenmenin zevki, sessizliğin melodisi demek. Kış duygusu, kalın bir Rus Romanına başlamadan önce içilmiş bir fincan kahve demek. Kış duygusu, gece vakti sevdiğimizin üstünü örtmek demek.

+Kışın Gerçekleri;
1- Aslında herkes yalnızdır. Bu durum, bazı şartlar dahilinde somut olarak ortaya çıkar. Mesela kış gibi.
2- Herkes hüzünlenebilir. Bazıları bunu saklamayı daha güzel becerir. Bazı durumlarda ise onlar bile zorlanabilirler. Kış gibi.
3- Herkes üşüyebilir. Kaç kat zırh kuşanmış da olsak, bazen masum görünen bir ses, koku ya da dokunuş iliklerimize işleyip bizi üşütebilir.
4- Herkes yanılabilir. Yaz ayları gözlerimizi kamaştırdığı için yanlış insana gönül vermiş, yanlış şarkıyı dinlemiş, yanlış kitabı okumuş olabilir. Kış ayları bu tür hataların telafisi için her bakımdan uygundur.
+Telaşla finiş çizgisine varmak zorunda olduğumuz bir yarış pisti değil aşk. Sindire sindire yol alabileceğimiz ağaçlı bir yol.

+Son sayfaya ulaşmak için o kadar acele ediyorlar ki, yol boyu sıralanmış güzellikler gözlerinden kaçıveriyor.

A.Ş.K. neyin kısaltması? / TUNA KİREMİTÇİ