16 Ocak 2012 Pazartesi

BİZ ASLINDA NEYİZ? / HÜSEYİN TUNÇ

SABIR

Zor duygudur ama sorun çözmekte üzerine yoktur. Sabır aslında anlamsız ve boş şeyler uğruna kendimizi heba etmekten alıkoyan bir frendir.
Bazılarımız çok inatçıdır. Çok da sabırsızdır. Beklemeyin koşun, sakin olmayın hiddetlenin, hemen şimdi isteyin, susmayın, bağırın çağırın, katlanmayın, karşı koyun... Siz bilirsiniz ama bu şekilde davranmakla çoğu zaman zararlı çıkarsınız. Diyelim ki kazançlı çıktınız, neyin uğruna? Kimleri kırdınız, neleri yıktınız? Kazancınız sizde ne kadar süreyle kalacak? Ömrünüzmü artacak?
Sabır, dünyanın karanlıkları içinde hep aydınlık görebilmektir.
Derin bir ızdırap hissettiğiniz zamanlarda bile, sizi mutlu edecek nice güzelliklerin var olduğunu unutmayın. Yeryüzünde insanların bakarken bile göremediği unutulmuş nice güzellikler, başı dumanlı ve karlı yüce dağlar, kızgın güneşten parlayan çöller, ekilmeyi bekleyen ovalar, içinde balıkların oynaştığı göller var. Sabırla görülmeyi ve övülmeyi bekliyorlar.
Yüreğinizde her zaman canlı tutulmayı bekleyen bir heyecan, kalbinizde aşk, düşüncelerinizde hep bir iyilik ve güzellik özlemi vardır. Sabırla koruyun onları. Herşeye ve herkese rağmen dünya ile aranızdaki bağı, hayat ile aranızdaki sevgiyi, insanlarla aramızdaki aşkı ve dostluğu sabırla koruyun.
Sabrımızı kaybedersek, kaybeden biz oluruz, kaybeden insanlık olur. Yıllar geçer, yaşananlar ve yaşayanlar ''yaşanmamış'' ve ''yaşamamış'' olurlar. Yüreklerde burukluğu ve ızdırabı kalır.

+ İyi fikirler çoğu zaman yeni fikirler değil, doğru zamanda yeniden gündeme getirilen eski fikirlerdir. Hayata ve topluma dair bazı eski felsefeleri diriltmenin zamanı belki de gelmiş bulunuyor.

+ Karalar bağlayıp ağlamayalım. Sadece aşırı arzu ve isteklerimizi, haksız taleplerimizi durduralım. Hayatın akışını hissedelim. Hergün yeni işe koyulurken, dünün bir daha gelmemek üzere geçip gittiğini düşünelim. Bize ödünc verilen bu dünyada herşeye sahip çıkmanın beyhude olduğunu anlayalım. Dünyada ne varsa, canlı ve cansız her biri diğerini tamamlar ve süresini dolduran yerini başkalarına bırakır.

+ İsteklerini dizginlemeyen, sınır çizmeyen kimsenin yanılgı ve ızdırap denizinde boğulmaktan başka önünde seçenek yoktur.

+ İyi insan ebediyetin ve sonsuzluğun bir parçasıdır. Ey benliğim! Mademki sonsuzluğu istersin, fani şeylere olan bu şiddetli aşkın ve ölçüsüz muhabbetin nedendir? Sonsuzluğu yanlış yerlerde ve manayı, içi boş şeylerde aramaktan vazgeç!

+ Bizler aklıyla düşünen, kalbiyle hisseden, vicdanında adalet mekanizması ve merhamet hisleri olan varlıklarız. Birbirimizden sevgi, anlayış, hoşgörü, dürüstlük, adalet, güleryüz, güzel söz bekleriz. Beklediklerimizi niye başkalarına sunmayalım ki? Bu yaklaşımı özümsemek ve uygulamak hayatımızı sorgulamakla mümkündür. Hayatımızı ve kendimizi sorguladığımızda iyiyi, kötüden çirkini, güzelden hakkı, batıldan ayırabiliriz.

+ Derin ve anlamlı dünyaları keşfetmek yerine, körebe veya elimsende oyunu oynamayı tercih ederiz. Ya da çömlek patladı...
Vermek bolluğu getirir, iyi bir dünya doğar ahlakla;
Sabır güzelliği getirir, zirveye ulaşılır çabayla.
Konsantrasyon huzuru getirir ve ilimden gelir özgürlük;
Merhamet, dilediğimiz herşeyi sunar önümüze.

BİZ ASLINDA NEYİZ? / HÜSEYİN TUNÇ

Hiç yorum yok: