27 Haziran 2012 Çarşamba

Beşinci Boyut

Yıllar önce başımdan geçen, beni şaşırtan bir olayı paylaşmak istiyorum…

Lise 1. Sınıftaydım. Bir öğretmenden özel ders alıyordum. 40’lı yaşlarda, kısa boylu, biraz tombul, kısa saçlı, sempatik bir bayandı…

Günlerden bir gün, yine dersimiz vardı ve okul çıkışı beni okulun önünden aldı. Evine gittik. Yiyecek bir şeyler hazırladı. Yedik, içtik ve derse koyulduk. 1,5 saat kadar çalıştık. Ders bitti.

Benim eve dönme vaktim geldi. Hocam beni eve bırakabileceğini söyledi. Ben bu öylesine olan teklifi kabul etmedim. Kendim gidebileceğimi söyledim ve vesaitleri sordum. Beni bulunduğumuz odadaki camın önüne götürdü ve benim evime doğru giden minibüslerin nereden geçtiğini gösterdi. Gördüm, anladım, teşekkür ettim ve evden çıktım. Kısa bir yürüme mesafem vardı. Yürüdüm, yürüdüm. Minibüsü gördüm, binmeden önce paramı çıkarayım dedim. Cüzdanımı açtım, ancak hiç para yoktu… Öğrenciydim, çok bir param yoktu zaten ama 3-5 kuruş bir şeyler vardı, en azından beni eve götürebilecek kadar ve ben bundan emindim… Fakat çantayı talan etmeme rağmen hiç bir şey bulamadım. Ne yapacağımı şaşırdım. O an çevrede kimsecikler yoktu. Birkaç dakika düşündüm, yürüdüm. Asla öğretmenime gidip, para isteyemezdim. Bunu katiyen yapamayacağımı düşündüm… Çantamda hiç açılmamış 1 paket Tadım’ın Antep Fıstığı vardı… Karşımda da bir bakkal... Aklıma, o bakkala gidip, çantamdaki Antep fıstığını satın alabilir mi diye sormak geldi. Yürüdüm, bakkalın kapısına vardım ve utanıp geri döndüm. Allah’ım ne yapacağım ben şimdi diye düşünüp, duruyordum. Ben öylece düşünürken karşı yolda birden bir araba gördüm, eski model beyaz bir Fiat Doblo… Gördüğüm karede; bir adam, arabanın bagajında bir şeylere bakıyor, bir şeylerle uğraşıyordu… Ben karşı yoldaydım aradan arabalar geçerken birden gözüme ilişen bu sahne, birkaç saniye öncesine kadar orda olmayan ve ne zaman nasıl oraya geldiğini çözemediğim o araba ve o adam…

Adam yüzünü bana çevirdi, anlamsızca bana bakıyordu. Aramızdan arabalar geçiyor ve o gözünü hiç ayırmıyordu. Zaten gergin olan ben daha fazla gerilmeye başladım. Hatta sinirlenmeye… Bu adam ısrarla bana niye bakıyordu ki… Ben fazlasıyla rahatsız oldum, kafamı çevirdim. Hareketsizce orda öyle duruyordum. Birkaç dakika sonra adama baktım, adam hala bakıyordu. Bagajı kapattı ve karşıdan karşıya geçmeye doğru yöneldi. Aman Allah’ım adam yanıma geliyordu. İyice telaş oldum artık. Gözünü ayırmadan bakıyor ve yaklaşıyordu… Ne yapacağımı bilemedim. Belki bir dakika belki de sadece saniyeler süren adamın yanıma yaklaşma sürecinde, aklımdan inanılmaz bir hızla birçok düşünce geçti... Son kararım şöyle oldu; gelmesini ve her ne diyecekse demesini bekleyecek sonra haddini bildirecektim.

Geldi. Yavaşça geldi… Elini cebine soktu. Ne yaptığını anlamıyor, bir yandan merak - bir yandan sinir haliyle öylece bekliyordum. Elini cebinden çıkardı ve bana uzattı… Elinde bozuk paralar vardı. Şaşkınlıktan dilim tutuldu sanki, hiçbir şey diyemeden öylece suratına baktım… Gülümsedi. Parayı aldım. Teşekkür ettim mi etmedim mi bilmiyorum. Hemen yanımdan uzaklaştı. Karşıya geçti, aracına bindi ve gitti.

Birkaç dakika orda durdum, düşündüm. Sonra minibüse bindim. Başladım ağlamaya… Kendimi tutamıyordum. Herkes bana bakıyordu. Tarifsiz bir duyguydu tattığım… Belki de bir daha tadamayacağım.


Önemli bir detay daha var ki; adamın verdiği para kuruşu kuruşuna benim o an ihtiyacım olduğu kadardı, 2 vesait yapacaktım ve tam yetti.

Bu olayı bir başkası gelip bana anlatsaydı ‘ Çok fazla Beşinci Boyut'u izliyorsun (samanyolundaki enteresan dizilerden biri) ‘ derdim herhalde… Ancak yaşadım ve abartmıyorum. O adam aksakallı dede gibi geldi, yardım etti ve uçtu gitti...