15 Temmuz 2012 Pazar

İnanmak Başarmanın Tamamıdır

Hani bir kıpırtı vardır. Birçoğumuzun tattığı, bazılarının tatmaya çalıştığı, bazılarının ise unutmaya çalıştığı... 


Bilenler kısa bir süreliğine anımsamaya çalışabilir mi? Nasıldır o kıpırtı? 

Kalbinle, yüreğinle, benliğinle hissedersin o kıpırtıyı... Heyecan duyarsın. Çok fazla beynini kullanamazsın. Sarhoş gibisindir. Düşündüğün tek bir nokta var. Fakat o öyle bir nokta olur ki... O noktanın her bir zerresi, bir çok şey ile eşleştirerek düşünülebilir. Hayaller gelir ardı arkasına. Uçsuz bucaksız hayaller... 
Geçenlerde bu kıpırtıyı yaşayan bir kadın gördüm. Gözlerinin içi gülüyordu. Anlatıyor, anlatıyordu. Heyecanlıydı. Umutluydu. Mutluydu. Konuşurken eli ayağı birbirine dolaşıyordu. Hayalleri vardı. Birde kıyıda kalmış ufak bir karamsarlığı... Bu geçmişten gelen, hüznünün eseri olan karamsarlıktı... 
Eksikti. Hepimiz kadar eksikti... Ancak farklı bir tarafı vardı. Eksiklerinin farkında ve buraya en ince detayına kadar ne koymak istediğini biliyor. Daha da ötesinde istediğine er ya da geç ulaşacağına dair sonsuz inanıyordu. Aradığını bulmak bir tarafa dursun, onunla tanışmıyorken bu inancı taşıyordu. Yani inancına dair ufacık bir ümit ortada yokken o büyük bir inanc besliyor. 
Ve kazanıyor. İnanıyor ve kazanıyor... Şansın, kaderinde rolü vardır elbette. Ancak o kadının ''inanıyordum'' derken, gözlerini bir görseniz... İnanmanın yeterli olduğuna ikna olurdunuz. 
Bizlerde inanc eksikliği var sanki. O kadar karamsarız ki olumlu şeylere dair birşeylere inanmayı, hayalperestlik gibi görüyoruz. Hayatı akışına bırakmak, anı yaşamak hayat felsefemiz olmuş durumda. Argo bir şekilde tabir edersek ''Aman be abi yarın ne olacağı belli mi yarın gelir o zaman bakarız'' hesabı geçiyor günler... 
Neden böyleyiz ? Fazla large olmaktan olabilir mi? Yanlış diye bir kavram kalmadı 
sanki. Her şeyin affı var. Hatadan, yanlıştan hiç korkmuyoruz. Okey cesaret güzelde, sınırları aşmamak lazım... 

Konuyu toparlamak gerekirse, o kıpırtı bambaşka birşey... Yaşayan, yaşamaya-yaşatmaya devam etsin. Yaşamayan inancını kaybetmeden aramaya devam etsin. Unutmaya çalışana ise kolay gelsin:)

3 yorum:

Erdi Karadeniz dedi ki...

İnanmak başarmanın tamamı bu doğru. Aslında başarı sadece inanarak ulaşılabilecek bir şey değil. Ama inanmak o hedef odaklanmak demektir. Ve insan bir şeye ne kadar odaklanır, o na ne kadar çok konsantre olursa; onu başarma olasılığı da artmış olur. İnancın gerekliliği bu nedenledir bence.

Seda Tarım dedi ki...

Bloğunuza tesadüfen rastladım ve rastladığımdan beri takip etmeye başladım. Yazdıklarınız , paylaştıklarınız gerçekten çok güzel ve eğlenceli. Barkod Sistemi olarak başarılarınızın ve paylaşımlarınızın devamını dileriz.

Tuba GENC dedi ki...

Erdicim yorumun için teşekkür ederim.
Seda Hanım, çok teşekkür ederim, beğendiyseniz ne mutlu bana, sağolun.