28 Mayıs 2014 Çarşamba

Gitti - Gelecek

Yokluğunun bu kadar çabuk belli olacağını tahmin etmezdim. Hemen fark edildi. Hemen özledim.

İyi, kötü her şeyinle alışığım ben sana adamım. Bilhassa akşam olunca triplerini, alınganlığı arıyorum. Akşamları bir çırpıda içtiğin çay bardağını doldurmaya, üşenmeyi bile özledim. Sakallarının çıkıp, beni öperken yüzüme batmasını ve ‘yaaa sakalın yüzüme batıyor, öpme’ demeyi bile özledim.

Nevalem elinde, nefes nefese gelsene yine. Çikolataları dolabın üstüne koyarak, sürpriz yapsana yine :) Dondurmamı getirmediğini söyleyerek ilerleyen saatlerde çıkarıp, servis yapsana yine :) Ben kanarım bakmam dolabın üstüne, buzluğa falan. En bir sevdiklerimi, en iyi sen bilirsin. Nevalem bitiyor, acele et.

Sonra 'bu kapıyı niye geç açıyorsunuz arkadaş, ben size beni kapıda bekletmeyin demiyor muyum' dersin  (: Elini-yüzünü yıkar, üstünü değiştirirsin. Söz bu kez yemeğini ben servis edeceğim.

Hadi gel. Çabuk gel. Öpme, sakalın batıyor da demeyeceğim.

Sen gel, kolların bana kanat.

Sen gel, nefesin bana hayat.

Sen gel, gözlerin bana umut.

Sen gel, sözlerin bana yol.

Sen gel çünkü ben bekliyorum… (:


Gitti, gelecek. Ama her şey bitecek…


Hiç yorum yok: